top of page

    ÇALIŞMA ALANLARIM

 

  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu
     

  • Otizm Spektrum Bozukluğu
     

  • Özgül Öğrenme Güçlüğü
     

  • Tik Bozuklukları
     

  • Depresyon
     

  • Kaygı Bozuklukları
     

  • Sosyal Kaygı Bozukluğu (Sosyal Fobi)
     

  • Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu
     

  • Panik Atak ve Panik Bozukluk
     

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB)
     

  • Okul Reddi
     

  • Yeme Bozuklukları
     

  • Duygu Düzenleme Güçlükleri, Dürtüsellik
     

  • Okul Öncesi Dönemde Hareketlilik ve Davranış Sorunları
     

  • Davranım Bozukluğu
     

  • Ergenlik Dönemi Sorunları
     

  • Kimlik Gelişimi ve Kimlik Sorunları
     

  • Kişilik Gelişimiyle İlişkili Güçlükler ve Kişilik Bozuklukları
     

  • Kendine Zarar Verici Davranışlar
     

  • İntihar Düşünceleri ve İntihar Girişimleri
     

  • Bipolar Bozukluk
     

  • Psikotik Bozukluklar ve Şizofreni
     

  • Travma ve Travma Sonrası Ruhsal Güçlükler
     

  • Yas ve Kayıp
     

  • Boşanma ve Aile İçi Değişim Süreçleri
     

  • Enürezis (İdrar Kaçırma)
     

  • Enkoprezis (Dışkı Kaçırma) ve Dışkı Tutma Sorunları
     

  • Konuşma ve Dil Gelişimiyle İlgili Güçlükler
     

  • Konuşma Gecikmesi
     

  • Kekemelik
     

  • Zihinsel Yetersizlik
     

  • Cinsel Kimlik ve Cinsiyet Kimliğiyle İlişkili Güçlükler
     

  • Cinsiyet Disforisi
     

  • Sosyal İletişim ve Arkadaşlık İlişkilerinde Güçlükler
     

  • Akran Zorbalığı
     

1000200245.jpg

Çocuklardaki davranışsal sorunların yönetilmesi, olumlu davranışların desteklenmesi ve ebeveynlerin sınır koyma ve davranış yönetimi becerilerinin güçlendirilmesi amacıyla kullanılan bir ebeveynlik destek programıdır.

Kişinin yaşadığı ruhsal güçlükleri duyguları, ilişkileri, geçmiş yaşantıları ve zaman içinde gelişen ilişki örüntüleriyle birlikte anlamayı amaçlayan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Kişinin kendisini ve ilişkilerinde tekrar eden örüntüleri daha iyi fark etmesine ve yaşadığı güçlüklerin altında yatan duygusal süreçleri anlamlandırmasına yardımcı olmayı hedefler.

Özellikle sosyal iletişim ve akran ilişkilerinde güçlük yaşayan ergen ve gençlerde; arkadaşlık kurma ve sürdürme, konuşmayı başlatma ve devam ettirme, akran grubuna katılma, anlaşmazlıklarla baş etme ve akran zorbalığı gibi günlük sosyal durumlara yönelik beceriler üzerinde çalışılan, bilimsel araştırmalara dayalı yapılandırılmış bir sosyal beceri programıdır.

​

CAS-2 gibi bilişsel değerlendirmelerle çocuğun güçlü ve desteklenmesi gereken bilişsel alanları belirlendikten sonra, bu alanlara yönelik çalışmaların planlandığı bilişsel bir müdahale programıdır.

Özellikle dikkat, öğrenme, problem çözme ve akademik becerilerle ilişkili bilişsel süreçlerin desteklenmesinde kullanılabilir.

Duygu, düşünce ve davranışların birbiriyle karşılıklı ilişki içinde olduğu temeline dayanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Ruhsal güçlüklerin ortaya çıkmasında veya sürmesinde rol oynayan düşünce ve davranış örüntülerini ele alır.

Otizm spektrum bozukluğunun tanısal değerlendirmesinde dünya genelinde referans (“gold standard”) kabul edilen, yapılandırılmış ve gözleme dayalı değerlendirme araçlarından biridir. Otizmle ilişkili belirtilerin düzeyinin değerlendirilmesine ve gerektiğinde zaman içerisindeki değişimin izlenmesine de yardımcı olabilir.

Dikkat, zamanlama, dürtüsellik ve hiperaktivite olmak üzere dört temel alan hakkında bilgi veren bilgisayar tabanlı bir performans testidir. Test sırasında günlük yaşamda dikkati etkileyebilecek görsel ve işitsel çeldiriciler de kullanılır.

DEĞERLENDİRME SÜRECİ
 

Çocuk ve ergen ruh sağlığında psikolojik gelişimin henüz olgunlaşmasını tamamlamamış olması, erişkin ruhsallığından farklı olarak belirtilerin gelişimsel bağlamının da ele alınmasını gerektirir. Bir semptom psikiyatrik bir hastalığın belirtisi olabileceği gibi, gelişimsel bir dönemin olağan bulgusu da olabilir ki iyi bir ayırıcı tanı çocuk ruhsallığının vazgeçilmezidir.

Çocuk, ergen veya ailesi bir şekilde bir şikâyetle gelir ancak tedavi edilecek olan nedir? Bu nedenle önce çocuğun veya gencin neye ihtiyaç duyduğunun anlaşılması gerekir. Bazı durumlarda ilk görüşmede bir müdahale planı oluşturmak yerine değerlendirme sürecinin iki-üç görüşmeye yayılması daha uygun olabilir.
 

Çocuğun işlevsellik alanının en çok sınandığı yerlerden biri okuldur. Bu nedenle okuldan elde edilen gözlemler de değerlendirme sürecinin önemli parçalarıdır. Çocuğun yaşına ve gelişimsel özelliklerine göre oyun bazen bir değerlendirme aracı, bazen de terapötik bir müdahale aracı olarak kullanılabilir. Gerektiğinde psikometrik testler, gelişimsel ve bilişsel değerlendirmeler de sürece dahil edilir. Tüm bu bilgiler birlikte ele alındıktan sonra çocuğun veya gencin ihtiyaçlarına uygun bir tedavi planının oluşturulması daha uygundur.
 

Özellikle çocukluk döneminde görüşmelerin nasıl yürütüleceği de çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre değişebilir. Görüşmenin bir bölümü çocukla, bir bölümü aileyle yapılabileceği gibi bazı durumlarda çocuk ve aile birlikte değerlendirilebilir. Ergenlerle çalışırken ise gencin bireysel alanının ve mahremiyetinin korunabilmesi için ergen ve aile görüşmelerinin ayrı yürütülmesi gerekebilir.
 

Kullanılan test ve ölçekler tek başına tanı koydurucu değildir. Onlar daha çok klinik görüşme ve gözlemi destekleyen; özellikle takip sürecinin daha sistematik, somut ve ölçülebilir biçimde yürütülmesine yardımcı olan değerlendirme araçlarıdır.
 

TEDAVİ YAKLAŞIMININ BELİRLENMESİ
 

Çocuk ve ergen ruhsallığında tedavi genel olarak tek ayaklı olmayıp çocuk, aile, okul ve gerektiğinde ilaç tedavisi gibi farklı ayakları vardır. Tedavinin hangi bileşenlerden oluşacağı çocuğun veya gencin ihtiyaçlarına göre değişir; gerekli olduğu hâlde bu alanlardan birinin gözden kaçması tedavi sürecini güçleştirebilir. Örneğin yalnızca ilaç tedavisi üzerine kurulu bir müdahale veya yalnızca çocukla yapılan bireysel görüşmeler ne kadar bütüncül bir müdahale olarak kabul edilebilir?
 

Çocuğun ihtiyaçlarının belirlenmesinin ardından hangi müdahale yöntemlerinin tercih edileceğine karar verilir. Psikoeğitim, psikoterapi, ilaç tedavileri, aile görüşmeleri ve aile terapileri en sık tercih edilenler olup birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır. Örneğin semptomların çok fazla ön planda olduğu bir çocukla çalışırken aileye doğrudan davranışçı önerilerde bulunulması sorunları daha karmaşık hâle getirebilir. Böyle durumlarda ilaç tedavileri daha öncelikli hâle gelebilir ve çocuk ve aileyle diğer müdahalelerin yürütülebileceği bir alan kazanılmasına yardımcı olabilir.
 

Psikoterapi türleri arasında dinamik yönelimli psikoterapiler (destekleyici psikoterapi, destekleyici-açıklayıcı psikoterapi, açıklayıcı psikoterapi), bilişsel davranışçı terapiler ve oyun terapileri en sık tercih edilenlerdir.

Aileyle çalışırken psikoeğitim, aile terapileri ve davranışçı müdahaleler yine oldukça sık tercih edilir. Davranışsal güçlüklerin ön planda olduğu durumlarda aileyle çalışmak özellikle önemlidir. Bu süreçte Triple P temelli davranışçı müdahalelerden sıklıkla yararlanılabilir.
 

Uluslararası kılavuzların güncel yönergeleri hangi hastalıkta hangi müdahale türlerinin uygulanacağı konusunda hekime yol göstericidir. Ancak çocuk ve ailenin beklentileri, semptomların şiddeti ve çocuğun farklı işlevsellik alanlarındaki etkilenme düzeyi, müdahalenin yönünü tayin etmede mutlaka hesaba katılmalıdır.
 

TEDAVİNİN TAKİBİ
 

Farmakolojik tedavide yalnızca bir ilacın başlanması değil, tedavi yanıtının, belirti şiddetinin ve olası yan etkilerin zaman içerisinde izlenmesi de önemlidir.

Bu nedenle gerekli durumlarda başlangıçta kullanılan değerlendirme araçlarından takip görüşmelerinde de yararlanılabilir.

 

Örneğin otizm spektrum bozukluğunda ADOS-2 ve CARS-2 gibi değerlendirme araçları, OKB'de Y-BOCS ölçeği, tik bozukluklarında Yale Küresel Tik Şiddeti Ölçeği, DEHB'de MOXO Dikkat Testi, Stroop Testi ve İşaretleme Testi; depresyon ve kaygı bozukluklarında ise belirti şiddetini değerlendiren ölçekler klinik takibi destekleyebilir.

​

İlaç dozu yalnızca ölçek veya test sonuçlarına göre belirlenmez. Klinik değerlendirme, işlevsellik, belirti şiddeti, tedavi yanıtı ve olası yan etkiler birlikte değerlendirilmelidir.

​

Özellikle yeni bir ilaç başlandığında olası yan etkilerin erken dönemde değerlendirilebilmesi için aileden, çocuk veya ergenden alınan geri bildirimler oldukça önemlidir.

​

Ayrıca kullanılan ilacın özelliklerine ve klinik gerekliliğe göre laboratuvar tetkiklerinin belirli aralıklarla tekrarlanması gerekebilir.

bottom of page